Çığırtkan saatlerin sonuna gelmiştik.
Tak!
Tak!
Tak!
Soğukkanlı bir sessizlik bu, soğuk savaş imgeleriyle sevişen. Ama içine dönük anıları da harmanlıyor sevişirken. Sönükte biraz, ama çaktırmıyor. Kural tanımaz sayfalardaki iz düşüme kayıyor gözüm; yok diyorum, olmuyor bu iş böyle. Eski bir dostun seçtiği kelimelere kulak kesilmesi gerektiğini düşünüyorum; hayırlısı diyor, hayırlısıyla düşünüyorum. Üstümdeki kazak hala kokuyor. Marjinal inceliklere fazla önem verdim galiba. Ama bu benim fikrim değildi. Düşünün ki bir ağacı kökünden baltalıyormuşuz, tam düşecek iken sizi çekip almamışım. Yalnız bir ahenk buldum ki, sormayın gitsin. Üstümdeki ağaç hareket kabiliyetimi kısıtlamış, tesadüf eseri avucumun içine en tepedeki yaprak düşmüş. Hayır bunu tanımlayamıyorum içi dolu sözcüklerle. Literatürde yok.
Şehir de değiştirdim, bir garip oldum. Sokaklarına attığım ilk adım toplu tecavüz sahnesi olmaya çok müsaitti. Anlamsız gözlerle çevreyi kavramaya çalışırken de kendimi çıplak hissettim, çok çıplak.
Yanımda götüremediğim yaşam formlarını kapsül kapsül içmişim de, hepsi boğazıma dizilmiş gibi.
Tak!
Tak!
Tak!
Soğukkanlı bir sessizlik bu, soğuk savaş imgeleriyle sevişen. Ama içine dönük anıları da harmanlıyor sevişirken. Sönükte biraz, ama çaktırmıyor. Kural tanımaz sayfalardaki iz düşüme kayıyor gözüm; yok diyorum, olmuyor bu iş böyle. Eski bir dostun seçtiği kelimelere kulak kesilmesi gerektiğini düşünüyorum; hayırlısı diyor, hayırlısıyla düşünüyorum. Üstümdeki kazak hala kokuyor. Marjinal inceliklere fazla önem verdim galiba. Ama bu benim fikrim değildi. Düşünün ki bir ağacı kökünden baltalıyormuşuz, tam düşecek iken sizi çekip almamışım. Yalnız bir ahenk buldum ki, sormayın gitsin. Üstümdeki ağaç hareket kabiliyetimi kısıtlamış, tesadüf eseri avucumun içine en tepedeki yaprak düşmüş. Hayır bunu tanımlayamıyorum içi dolu sözcüklerle. Literatürde yok.
Şehir de değiştirdim, bir garip oldum. Sokaklarına attığım ilk adım toplu tecavüz sahnesi olmaya çok müsaitti. Anlamsız gözlerle çevreyi kavramaya çalışırken de kendimi çıplak hissettim, çok çıplak.
Yanımda götüremediğim yaşam formlarını kapsül kapsül içmişim de, hepsi boğazıma dizilmiş gibi.
Bu paragraf toparlanmaz. Boş geçmemek adına bir latife de
bulunmak istiyorum;
Gökyüzü inanmak için fazla büyük, tepeme üşüşmesi gereken şeyler de zaten kuşlar değil. Gerekli yerlere müracaat etmek için o kadar geç değil. Değiller kafilesine bir yenisini eklememek adına burada kesiyorum. Ben de zaten ben değilim de, çaktırmıyorum.
Gökyüzü inanmak için fazla büyük, tepeme üşüşmesi gereken şeyler de zaten kuşlar değil. Gerekli yerlere müracaat etmek için o kadar geç değil. Değiller kafilesine bir yenisini eklememek adına burada kesiyorum. Ben de zaten ben değilim de, çaktırmıyorum.
Samet Özkan
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder