20 Kasım 2015 Cuma

Eşek kadar adam oldum hala cevaplayamadığım sorular var, neden durduk yere gözlerim doluyor, saçma sapan sebeplerden ağlamaklı oluyorum. E delikanlıydık, edep adap gördük biz. Saygıyı sevgiyi insanlığı gördük. Dayak yiyerek kavga etmeyi öğrendik, ama bizi yerden yere vuran kabadayıya karşı bir türlü savunamadık kendimizi. Evet hayat bu. Telkinlerle iyi bir şey gibi gösterdik yaşamayı kendimize. Kendimizi kandırmak adına yorduk hala körelmeyen yanlarımızı. Geçenlerde bir araştırmaya kaydı gözüm, zor şartlar altında yaşayan çocuklar hakkında. Sırbistan'da Abdullah; bu aslan parçası 5 yaşında, kan hastalığı var. He birde ablası varmış bir aralar, onunda ölümünü seyretmiş yaşadığı evde. Çocuğa hala şokta diyorlarmış. Hala delirmediniz mi? Durun daha bitmedi, Beyrut'ta Ralia, 7 yaşında bu prenses, sokakta bir kartonun üstünde yaşıyor, ailesini atılan bir el bombası sonucu kaybetmiş. Yok mu çıldırma belirtisi? Mutfağa koş gördüğün ilk keskin aleti boğazına sapla.
Bu gece size başka şeyler yazacaktım, belki balkondan atladığımda ne kadar hızla yere çakılacağımın matematiksel hesaplamasını yapacaktık, yahut vücudumdaki kanın ne kadar sürede tamamen dışarı akabileceğini görecektik, ama bu çocuklar bana beni unutturdu. İnsanlık sayın seyirciler insanlık, ayağımızın altındaki paspas bile değil artık.
Bu gecenin bütün sigaraları  Ralia ve Abdullah için içiyorum. Bu gecem sizin çocuklar, bu sessizlik ise herkesin.

Dünya artık bir açık hava tiyatrosu, lakin sanıldığı gibi ücretsiz değil.