18 Ocak 2014 Cumartesi

   İnsanlar acılarının yoğunluğuyla kavrulurlar. Bu, bir balonu dolduran helyum gazı gibidir. Her insanın kişiliği farkı olsa da yoğunluk arttıkça insanın dışa vurumu belirginleşir. Acılar kimi zaman bir duvar ezilmesidir, bazen ayna çatlağı, bazen de gözyaşıdır akmakta olan.
Acı kaynağı insandır çoğu zaman, duyguların katledilişi bazen ölü hücrelere benzer.
Acıyı hissetmezsiniz.
   Bu iyi tarafıdır çünkü acıyı hissederseniz vücudunuz bir şarkıya reaksiyon gösterebilir, beyniniz bir kesici alete meyillenebilir, kafanız İtalyan bir berettaya sempati duyabilir. Eskiler doğru söyler; doğada en tehlikeli canlı insandır, fiziksel temas gerekmeksizin öldürücü olabilir.
 Siz siz olun bir insana fazla yaklaşmayın. Yanıcıdır, can yakıcıdır.


Samet Özkan

8 Ocak 2014 Çarşamba

Öleceğimi hissettiğim zaman, sana bunu söyleyeceğim Hera. Eğer beni takip edersen bembeyaz karların üstünde sarılırız belki, kanımız donarken dudaklarımın tadacağı son şeyin bir kar tanesi mi yoksa sıcak dudakların mı olacağına sen karar verirsin. Bakarsın fsm yukardan bize gülüyordur, ya da İsa.
 İyisi mi afilli bir tablo oluştururuz belki gökyüzünden bakanlar için, rengi matlaşan cildimiz daha bir kamufle eder kendini mağrur haldeyken.
 Biz mağrur olalım Hera, bırak onlar maskeli balolarında duyduğunu zannetikleri şarkılarla dans etsinler. Bizim orkestramız ölüleredir.
 Eyvole sağırlar, eyvole.

 Samet Özkan

3 Ocak 2014 Cuma

  Bir kadınla tanışmak, onu sevmek ve ilahi bir kitabının çıkarılmasını düşünmek gibi durumlara düştüğümde sigara yakıp bir deniz kıyısında küfür etmeyi seçen biri olarak, jiletin bileğe dikey çizikler çizmek için icat edildiğine inanır hale geldim, simetrim bozuk biraz.
  Çarmıha gerilen İsa'nın yerinde benim olmamam üzücü. Paslı çivilerle sempati kurmak ve onlarla bir şeyler paylaşmak istiyorum bu aralar. Olağan dışı bir biçimde ölmek belki de ruhumu şereflendirmek adına yapabileceğim en zarif hareket. Ya da biraz bencillik yapıp bir halatla sıcak temas kurabilirim. Sandalyeyi tekmelemek bu dünyadan gitmeden önce sinirimi boşaltabileceğim bir araç olarak çok kullanışlı geliyor. Yerde ki halıyı kaldırarak düşünceli bir hareket bile yapabilirim belki.
 Soylu bir savaşçı gibi hayat arenasında ölmek bana biraz fazla gelirdi zaten.
 Umut kavramını zihnimden attığımda bir dilencinin yanından geçerken suratına doğru bağırarak küfür ettiğimi fark ettim. Daha sonra bir bira alıp ona verdim ve sırtını okşadım, tanrının yaptığı mizansene pek uymasa da, ona "Sana bir şey kaldırıyorum ama ne olduğunu kendin seç ! "
demem beni biraz rahatlatıyor. Yine sigara ve deniz kıyısı vakti

Samet Özkan