Zaten hep böyle olur. Hayat baraj kapakları gibi
geleceğini minimal hareketlerle belli
etmez. Bir anda ve şüphe taşımayacak kadar tutarlı bir yıkım. Hatta öyle bir
yıkım ki Tarantino çekmeye çalışsa oynatacak aktör bulamazdı! Şimdi tam bu
noktada değinmek istediğim bir vurgu eksikliği var.
Bangladeş’te sık
sık sel olduğunu biliyor muydunuz? Her yıl ülkenin dörtte biri kadarı suların
altında kalıyor.Tarım arazileri,evler, yaşayan canlılar aklınıza gelebilecek
her şey. Ne mi yaptılar? Evleri çamur yerine odun ile kaplıyorlar artık ve
kritik noktalara devasa duvarlar ördüler. Bitti mi? Hayır. Çiftçiler deniz
mahsulü işinde ustalaştılar. Artık giden tarım ürünü eskisine göre daha az,
karides daha cazip gelmeye başlamış orada yaşayan insanlara. Şimdi diyorsunuz
ki bu adam bunları neden anlatıyor? Anlatayım.
Her birimiz belirli
evrelerde ayaklarımızı omzumuza atıp yokuş aşağı yuvarlanma eğilimindeyiz. Bir
yandan dertliyim deyip yakınıyor, diğer yandan yokuşta jilet gibi be! Deyip keyfini çıkarmaya çalışıyoruz.
Yaşadığımız süre zarfı içinde sayısız hatayı bilinçli yahut bilinçsiz yaptık,
bazıları yürekliydi; “içinden geleni yap sonuçlarına katlan” mottosuyla hareket etti. Ama günün
sonunda hepimiz aynı bara girip
sarhoş olduk. Derdimiz ne lan bizim?! Neden bir plastiğin bilmem kaç yüzyıl yok
olmadan dünyayı kirletmesini dert etmiyoruz? Neden dünya barışı için Obamaya
papatya göndermeye çalışmıyoruz? Mesele nedir, olayımız ne bizim? Anlatayım.
Kesmiyor. Dert
oturmuyor üstümüze, kısa geliyor kollardan. E veremiyoruz da komşu çocuğuna, kazak
mı bu! Yanmamız lazım. İstiklalden
Şişhane minibüs durağına naralar atarak yürümemiz lazım. Hatta yol üstü illegal
satış yapan bir bayi bulup, yasa dışı saatlerde de içmemiz lazım. Olmuyor
çünkü, kesmiyor tek başına Koyuncu Kazım. Bak adamlar ne güzel çözüm bulmuşlar, sel
varsa duvar öreriz, suyun tuzluysa karides toplarız demişler. Sen selsen bizde
Bangladeşliyiz birader! Demişler. Biz ne
demişiz? Anlatayım.
Abi biranın yanında
patlamış mısır beleş mi? demişiz. Buradan Okmeydanına kaç lira yazar? Demişiz.
Kimliği bıraksak yarın ödesek olur mu? Demişiz. Çok şey demişiz de boşuna
demişiz.
Bırakalım şimdi bu ayakları, biz acıya bağımlı yaşayan insanlarız. Belki bir zamanlar böyle değildik ama evrildik, başka türlüsünü yaşamayı artık ilke bile saymıyoruz ki edinelim.
Bırakalım şimdi bu ayakları, biz acıya bağımlı yaşayan insanlarız. Belki bir zamanlar böyle değildik ama evrildik, başka türlüsünü yaşamayı artık ilke bile saymıyoruz ki edinelim.
Neyse, biranın
yanında patlamış mısır beleş mi?
Samet
Özkan
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder