1 Mayıs 2017 Pazartesi

Pardon adın neydi?

Zaten hep böyle olur. Hayat baraj kapakları gibi geleceğini  minimal hareketlerle belli etmez. Bir anda ve şüphe taşımayacak kadar tutarlı bir yıkım. Hatta öyle bir yıkım ki Tarantino çekmeye çalışsa oynatacak aktör bulamazdı! Şimdi tam bu noktada değinmek istediğim bir vurgu eksikliği var.
   Bangladeş’te sık sık sel olduğunu biliyor muydunuz? Her yıl ülkenin dörtte biri kadarı suların altında kalıyor.Tarım arazileri,evler, yaşayan canlılar aklınıza gelebilecek her şey. Ne mi yaptılar? Evleri çamur yerine odun ile kaplıyorlar artık ve kritik noktalara devasa duvarlar ördüler. Bitti mi? Hayır. Çiftçiler deniz mahsulü işinde ustalaştılar. Artık giden tarım ürünü eskisine göre daha az, karides daha cazip gelmeye başlamış orada yaşayan insanlara. Şimdi diyorsunuz ki bu adam bunları neden anlatıyor? Anlatayım.
   Her birimiz belirli evrelerde ayaklarımızı omzumuza atıp yokuş aşağı yuvarlanma eğilimindeyiz. Bir yandan dertliyim deyip yakınıyor, diğer yandan yokuşta jilet gibi be!  Deyip keyfini çıkarmaya çalışıyoruz. Yaşadığımız süre zarfı içinde sayısız hatayı bilinçli yahut bilinçsiz yaptık, bazıları yürekliydi; “içinden geleni yap sonuçlarına katlan”  mottosuyla hareket etti.  Ama günün  sonunda hepimiz aynı  bara girip sarhoş olduk. Derdimiz ne lan bizim?! Neden bir plastiğin bilmem kaç yüzyıl yok olmadan dünyayı kirletmesini dert etmiyoruz? Neden dünya barışı için Obamaya papatya göndermeye çalışmıyoruz? Mesele nedir, olayımız ne bizim? Anlatayım.
   Kesmiyor. Dert oturmuyor üstümüze, kısa geliyor kollardan. E veremiyoruz da komşu çocuğuna, kazak  mı bu! Yanmamız lazım. İstiklalden Şişhane minibüs durağına naralar atarak yürümemiz lazım. Hatta yol üstü illegal satış yapan bir bayi bulup, yasa dışı saatlerde de içmemiz lazım. Olmuyor çünkü, kesmiyor tek başına Koyuncu Kazım.  Bak adamlar ne güzel çözüm bulmuşlar, sel varsa duvar öreriz, suyun tuzluysa karides toplarız demişler. Sen selsen bizde Bangladeşliyiz birader!  Demişler. Biz ne demişiz? Anlatayım.
   Abi biranın yanında patlamış mısır beleş mi? demişiz. Buradan Okmeydanına kaç lira yazar? Demişiz. Kimliği bıraksak yarın ödesek olur mu? Demişiz. Çok şey demişiz de boşuna demişiz.
   Bırakalım şimdi bu ayakları, biz acıya bağımlı yaşayan insanlarız. Belki bir zamanlar böyle değildik ama evrildik, başka türlüsünü yaşamayı artık ilke bile saymıyoruz ki edinelim.
   Neyse, biranın yanında patlamış mısır beleş mi?
Samet Özkan 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder