İnsanlar kör, insanlar megaloman, insanlar biraz alaturka, biraz da sahtekar.
Eskiye o kadar sevgi göstermek istedik ki, yeniye sırtımız dönük kaldı hep. Bir güvercinin simgesel ve nostaljik değeri o kadar yüksekti ki, mektubu sevemedik. Zamanla başa mektup geldi ve ondan sonra gelenleri sevmedik.
Biz hep bir şeyleri sevgisiz bıraktık. Parkları, boş sokakları, basık birahaneleri. Sevgisiz bırakmayı öğrenince birbirimize sıçradı o eğreti eylem.
İnsanlar artık kendi türüne göz ucuyla bakıyordu, kendi ırkına antipatik hareketler sergiliyordu, bir nevi kendimizi sevmiyorduk.Zamanla özelleşti bu durum ülkemizdeki her şey gibi. Belirli kişilerden nefret edecek kadar indirgedik duygularımızı, belirli kişileri umursamayarak bir tık daha ileri gittik bazen.
Kendimi kaybettiğimde sen yaşındaydım
Sen ilk beni sevmedin, senin ilk denek örneğin bendim, laboratuvarın genişti, tattırmak istediğin duygular için yeterli teçhizatın vardı. Benliğime kuytu duvar köşeleri sakladın, loş ışıklar ve yalnızlık aşıladın. Ben, sana göre buna layıktım.
Varoluştan beri zayıftı insanoğlu, en çokta kendi türüne karşı.
Yaşayan örnekler görmek istedin kendince ve bir dünya yarattın benim içimde. Rutubetli duygularım için pencere açtın, zaafımı örten bez parçasını yaktın.
Optimist bir denek ve meraklı bir kadın hiçbir matematiksel işlemde sıfırı geçemez. Etkisiz eleman olmak bunu gerektirir.
Kendimi kaybettiğimde sen yaşındaydım
Toy değildim o zamanlar, fiziksel olarak ciddi yer kaplıyordum. Üstelik sigara içenlerin ortalamasından daha yüksek nikotin besliyordum ciğerlerimde.
Seni sevmek ciğerlerde zifir ve nikotin barındırmayı farz eder.
Kendimi kaybettiğimde sen yaşındaydım
Ben hala o yaştayım ve beklenti denilen içevurum artık bir kelimeden ibaret. Nikotin fiyatları daha pahalı ve keskin sirke sadece küpüne zarar.
Ben artık
sadece
kendime zararım
Samet Özkan
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder