Bir cümle ilk kullanıldığında her zaman diğerlerinden daha büyük etki yaratır, sürekli tekrarlamak o cümlenin değerini azımsamaya sebep olur. Her duygunun belirli artçı girişimleri olur. Buna aşk, yalnızlık, umut dahildir. Cümleleri tekrar etmeyi bıraktım bu sebeple, ilki yeterli olmadıysa bunun üstüne basmak sadece kendini küçültmek oluyor. Anlayacağın yine yağmur yağdı bugün, asfaltın arasından toprak kokusunu içime çekmeye çalıştım, bir boka yaramadı. İşin kötüsü kendimi de kandıramadım, oluyor öyle bazen, insan kendini kandırmaya ihtiyaç duyuyor. Gerçekliğinden emin olmak istemiyoruz hayatımızdaki yanlışların. Yanlış insanların, yanlış seçimlerin, yanlış kararların esiri olarak kendimizi bir kafese koyuyoruz kendi elimizle. Ama yanlış zaman diye bir şey yoktur, doğru zaman da yoktur. Zaman kimseyi umursamadan kendi çapında çürütür bizi.
Biz ise kaybettiklerimizin elimizden, vücudumuzdan kayıp gitmesini izleyecek kadar acizleşiriz. Bu süreç bittiğinde ellerimizin boş olmasına yakındığımızdan çeşitli şeylere bağlılık duyma ihtiyacı hissederiz. Kimisi uyuşturucu, kimisi alkol, kimisi sigara ya da etkilenilen vücutlara bağlılık duymak ister, bunu bir ihtiyaç olarak görür. Vücut dedim çünkü işi soyuta indirgediğimizde eğer duygular arasında bir hareketlilik oluyorsa kayıp giden insanın izini silen bir silgiye dönüşür. Yeterli olur mu derseniz çoğu zaman hayır. Şiddetli bir sarsıntı her zaman daha iyi gelir böyle durumlarda, eğer yıkılmazsanız kendinizi güçlü hissedersiniz.
Ben yıkıldım, yeterince güçlü değildim. Etimle kemiğimle kendimi korktuğum derin sulara bıraktım. İç huzurum yok ama tütün hala var. Tütün iyi ki var. Tanrı okyanusumun üstüne sek rakı yağdırdığından beri sarhoşum. Yorgunum diyorum. Kalan enerjimi nikotin katran vb. maddeleri içime çekmek için harcıyorum. Sakallarımı da kestim, evini terk etmiş 8 yaşındaki bir çocuk gibi dünyayı izliyorum. Fakir Edward, seni de özlemedik değil. İyi geceler.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder